Bu savaş Amerika için kötü

Zehra25

Moderator
Eski savunma bakanları olarak, üniformalı erkek ve kadınlarımızı tehlikeye atmak konusunda ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığımızı çok iyi biliyoruz. Savaşa girerken net bir hedef, bu hedefe ulaşacak bir strateji ve askerlerimizi eve geri getirecek bir çıkış planı olması zorunludur.

Başkan, Kongre ve Amerikan halkı olarak savaşa girildiğinde birlik içinde olunmalıdır. Şu anda Orta Doğu’da 50.000’den fazla Amerikan askeri konuşlandırılmış durumda ve Başkan Trump’ın, İran’ın uranyumunu çıkarmak veya Harg Adası’nı işgal etmek üzere kuvvet göndermeyi düşündüğü rapor ediliyor. Her iki operasyon da son derece riskli olup ağır kayıplara yol açabilir ve savaşı uzatabilir.

Canları tehlikede olduğu için, bu fedakâr Amerikan askerlerine ve ailelerine, içinde bulundukları riskleri ve neden savaşta olduğumuzu dürüstçe söylemek borcumuzdur. İran’ın uzun yıllardır ABD’yi, İsrail’i ve Orta Doğu’daki diğer ülkeleri istikrarsızlaştırmakla tehdit ettiği, terör örgütlerini desteklediği, tehlikeli vekil güçleri silahlandırdığı, bölge hedeflerini vurabilecek çok sayıda füze geliştirdiği ve nükleer kapasite kazanma çabaları nedeniyle gerçekten bir tehdit oluşturduğu söylenebilirdi.

Ancak şu da bir gerçektir ki, İsrail ve ABD’nin Haziran ayında İran’a karşı yürüttüğü 12 günlük savaş, Tahran’ı ve vekil güçlerini zayıflattı, füze ve hava saldırı kapasitelerini hasara uğrattı ve nükleer bomba geliştirme projesini geriletti. Temmuz ayına gelindiğinde İran artık yakın bir tehdit olmaktan çıkmıştı ve bu sonuca istihbarat kurumlarımız da destek veriyordu.

Buna rağmen Başkan Trump, Amerikan halkını, Kongre’yi veya müttefiklerimizi bilgilendirmeden, İsrail ile birlikte İran yönetim kadrosunu öldürmek ve İslam Cumhuriyeti’ni tamamen çökertmek için bir halk ayaklanması yaratmayı amaçlayan askeri bir kampanyaya katılma kararı aldı.

Bu olmadı. Bu, korkunç bir yanlış hesaptı. O tarihten beri başkan, neden savaşa girdiğimiz konusunda çelişkili açıklamalar yapıyor. Eski savunma bakanları ve eski Kongre üyeleri olarak, ülkemizin net hedefler ve bitiş noktaları olmadan çatışmalara girdiği zaman ortaya çıkan sorunları bizzat yaşadık. Bu tür çatışmalar genellikle trajik, kazanılamaz savaşlara dönüşür ve tarih onları iyi anmaz.

Bu yüzden başkanımız bir hafta içinde “savaş çoktan bitti, neredeyse tamamlandı” ile “henüz ayrılmaya hazır değiliz” arasında gidip geldiğinde, tarihin tekerrür ettiğini görüyoruz. Bu durum, müttefiklerimize ve rakiplerimize, dış politika hedeflerimizin tepkisel ve tek taraflı kararlarla şekillendiğini gösteriyor.

Ayrıca başkanın Kongre’yi ve Amerikan halkını bypass ederek demokratik normları hiçe saymasının, ordumuz, ABD vatandaşları ve dünya üzerindeki insanlar üzerinde derin sonuçları olduğunu ortaya koyuyor.

Başkanın İran’daki savaşı büyük bir istikrarsızlık ve belirsizlik yarattı; binlerce insan öldü, milyonlarca insan yerinden edildi ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra birlikte kurduğumuz kurallara dayalı uluslararası düzeni koruma konusundaki Amerikan güvenilirliğini daha da zedeledi.

Amerika’nın müttefiklere, ticaret ortaklarına ve dostlara ihtiyacı var. Ancak şimdi, hepimize jeopolitik ve ekonomik fayda sağlayan küresel sistemi birlikte korumak yerine, kendimizi izole ediyoruz. Sonuçlarını zaten görmeye başladık. Ukrayna’da son dört yıldır NATO müttefiklerimizle birlikte II. Dünya Savaşı’ndan bu yana küresel barış ve güvenliğe yönelik en ciddi tehditle mücadele ettik. Fakat başkanın Rus petrolü üzerindeki yaptırımları kaldırma kararı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i daha güçlü bir konuma getirirken, Ukrayna ve diğer müttefiklerimiz güvenlik taahhüdümüzden şüphe duymaya başladı.

Kanada, İngiltere ve Almanya gibi müttefikler arasında ise savaş, Çin’in daha stratejik bir ekonomik ortak olduğu ve ABD’nin yerini en büyük ticaret ortağı olarak almaya başladığı için, bu ülkelerin bizimle değil Çin’le yeni ticaret anlaşmaları yapması gerektiği görüşünü güçlendiriyor.

Ayrıca bu savaşın yol açtığı her gereksiz saldırı ve her ölümle, Orta Doğu’da ve ötesinde anti-Amerikan duyguları besliyoruz. Bu durum, bizi ve müttefiklerimizi uzun yıllar uğraştıracak yeni bir terör nesli yaratabilir, bölgedeki çatışmaları artırabilir ve sonunda Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel müttefiklerimizi, gelecekteki saldırıları önlemek için ABD askeri üslerini topraklarından çıkarmaya zorlayabilir.

Eğer küresel izolasyondan kaçınmak ve son 80 yıldır dünyanın tanık olduğu refah ve güvenlik çağını korumak istiyorsak, rotamızı değiştirmeliyiz. Bu yıllar tüm ülkelere ve halklara eşit şekilde fayda sağlamadı. Ancak tarihte hiç olmadığı kadar çok insan bugün özgür, eğitimli ve refah içinde yaşıyor.

Bu çağ, NATO’nun ve küresel ticaretin stratejik önemi konusunda iki partili bir uzlaşı üzerine inşa edildi. Bu başkanın o uzlaşıya saygı duymadığı açık.

Ancak Amerika bir anayasal cumhuriyettir monarşi değil ve Kongre ile başkan, hükümetin tüm meselelerinde, özellikle güvenlik ve savaş konularında eşit anayasal sorumluluklara sahiptir. Bu temel dengeyi korumalıyız. Kongre halkın evidir. Yasama organımızın savaş yetkileri konusunda hak ettiği rolü yeniden üstlenmesini sağlamak gerekiyor.

Kongre’nin atması gereken dört adım vardır:

Savaşa yetki veren bir savaş yetkisi kararı onaylamalı,

Savaş için istenen ek fon taleplerini değerlendirmek için zaman ayırmalı,

Yönetimin askeri eylemlerini, hedeflerini ve stratejilerini tam olarak incelemek üzere oturumlar düzenlemeli.

Başkan ve Kongre, bu savaşın sonunun neye benzeyeceğini ve askerlerimizi eve getirecek bir çıkış planını birlikte belirlemelidir.

Bu çatışmanın bu kadar hızlı tırmanması ve dünyayı istikrarsızlaştırması, doğrudan bir stratejisi olmadan tek başına hareket eden bir başkandan ve anayasal sorumluluklarını terk ederek savaşta denetim rolünü oynamayı başaramayan, siyasi olarak bölünmüş bir Kongre’den kaynaklanmaktadır.

Üniformalı erkek ve kadınlarımızın canı tehlikededir. Ulusumuzun kuruluşunun 250. yıl dönümüne yaklaşırken, siyasi bölünmelerin ve siyasi çıkarların, Amerika’nın güvenliği ve geleceği için canlarını riske atan fedakâr askerlerimize verdiğimiz desteği zayıflatmasına izin vermemeliyiz.




* Chuck Hagel[1] - Leon E. Panetta[2] (New York Times)

Çeviren: Çağatay Arslan
Makale linki: https://www.nytimes.com/2026/04/01/opinion/iran-war-military-us.html




[1] Eski Savunma Bakanı ve Nebraska’dan eski Cumhuriyetçi Senatördür. Reagan yönetiminde Gaziler İdaresi Yardımcı Yöneticisi olarak görev yapmış ve 1968’de kardeşi Tom Hagel ile birlikte Vietnam Savaşı’nda savaşmıştır.





[2] Başkan Bill Clinton’ın Beyaz Saray Genel Sekreteri, eski CIA Direktörü, Savunma Bakanı ve Kaliforniya’nın 16. ve 17. Kongre bölgelerinden eski Demokrat Temsilcisi’dir.
 
Üst